İznik, sıra dışı bir şehir olarak tanımlanabilecek tarihi ve antik bir ilçedir, adeta bir açık hava müzesi niteliğindedir. Her mevsimde göz kamaştıran bereketli topraklarıyla, benzersiz iklimiyle ve doğal güzellikleriyle tarih boyunca insanlığın ilgi odağı olmuştur.

İznik, tarih öncesi çağlardan bu yana yerleşim görmüş ve çok eski bir geçmişe sahip olduğunu çevresindeki Prehistorik kalıntılardan ve bölgedeki sayısız höyüklerden anlıyoruz. Kökleri tarihin derinliklerine kadar uzanan bu şehir, (Bitinya Krallığı’ndan Osmanlı İmparatorluğu’na birçok medeniyetin başkentliğini yaptığı için) korunan eserleri sayesinde bizlere tarihte yolculuk yapma fırsatı sunar.

İznik Nerededir?

Kendi adını taşıyan gölün doğusunda yer alan İznik, turistik bir ilçe olup kendine has özellikleriyle dikkat çeker. Bursa’ya 85 kilometre mesafededir ve 753 kilometrekarelik bir alanı kaplar. Rakımı 85 metre olan bu şehirde 44.690 kişi yaşamaktadır. Halkın temel geçim kaynağı tarımdır.

İznik’in benzersiz iklimiyle beraber yazın verimli topraklarından bolluk saçması, onu adeta bir sebze ve meyve deposu haline getirmiştir. Tarımsal üretimdeki başarısı, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikleriyle birleşerek İznik’i turizm sektörü açısından da son derece önemli bir merkez haline getirmiştir.

İznik’in en göz alıcı özelliklerinden biri, kendine adını veren gölüdür. İznik Gölü, şehre eşsiz bir manzara ve doğal bir güzellik katmaktadır. Yeşil dokusu, zeytinlikleri, bağları ve bahçeleriyle birlikte İznik, adeta bir doğal cenneti andırır. Ayrıca dünyaca ünlü çinileriyle tanınan İznik, tarihi yapıları ve anıtsal eserleriyle ziyaretçilerini büyüler.

İznik aynı zamanda Hristiyan aleminde ayrı bir öneme sahiptir. M.S. 325 yılında gerçekleştirilen ilk ekümenik konsil, 218 piskoposun katılımıyla İznik’te gerçekleştirilmiş ve Hristiyanlık dinine hayat veren “İznik Yasaları” adıyla bilinen 20 maddelik karar, Senatüs Sarayı’nda alınmıştır. İmparator I. Constantinus’un huzurunda yapılan bu konsil, büyük tartışmalara sahne olmuştur. İskenderiyeli din adamı Arius’un tezi, toplantıya katılan piskoposları derinden etkilemiştir. Sonuç olarak, bugün de savunulan Hz. İsa’nın tanrının oğlu olduğu inancı kabul görmüştür. Arius ve taraftarları ise toplantıdan uzaklaştırılmıştır. İznik, ayrıca 787 yılında Ayasofya Kilisesi’nde gerçekleştirilen VII. ve son Ekümenik Konsil’e ev sahipliği yapmıştır.

Sonuç olarak, İznik tarihi ve kültürel zenginliklerle bezeli bir açık hava müzesi gibidir. Doğal güzellikleri, tarımsal verimliliği, benzersiz gölü, çinileri ve tarihi eserleriyle turistlerin ilgisini çeken bu şehir, aynı zamanda Hristiyanlık açısından da önemli bir dini cazibe merkezidir. İznik’i ziyaret eden herkes, ayakta duran anıtlarının büyüleyici güzelliği karşısında hayranlık duyar.